Günümüzde dini motifli terör hareketlerinin ortaya çıkması sebebiyle  din kavramının birtakım yanlış anlaşılmalara sebep olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak bu kavramı tarihsel süreçler içerisinde ele alarak değerlendirdiğimizde; kurulan kültür ve medeniyetler üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu, kadar olumlu yönde birtakım etkilerinin de olduğunu görürüz.

     Öncelikle olumsuz yönleriyle ele aldığımızda; Dini çıkarları uğruna kullanan, taasupkar din adamlarının  dinle ilgisi olmayan fetvaları nedeniyle, toplumu kamplara ayırarak aynı dinin mensuplarını dahi birbirlerine düşürdükleri gibi  başta  felsefe, biyoloji, Astronomi ilimleri olmak üzere daha birçok ilim dallarının gelişmesini engellemeleri toplumun ilerlemesi karşısında  daima bir tehdit unsuru olmuştur. Hatta bu tutumları yüzünden çoğu bilim adamlarının şeytanla eşleştirilerek ölüm cezalarına çarptırılmaları da tarihin utanç dolu sayfalarına yazılan gerçekler arasında yer almaktadır. Ancak dine bu yönüyle baktığımızda sadece Kazın bir ayağını görürüz . Diğer ayağına gelince Dinin  yapısında ilim ve teknolojik bir takım gelişmelerin karşısında olmadığını ,tam tersine teşvik edici bir unsur olduğunu ve aynı zamanda insanlar arasında din, dil ve ırk gibi bir takım unsurları gözetmeksizin yardımlaşmaya ve paylaşmaya davet etmesi  yönüyle hiç şüphesiz  önemli bir rol  üslendiğini de hepimiz biliriz..Özellikle “Kuranı Kerimin Zumer  suresinin  dokuzuncu  ayetinde hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ?” (12)  şeklinde insanlara verilen bu mesaj dinde eğitimin önemini vurgulamaktadır. Yine Hz  Muhammet (S.A.V)  efendimizin bir hadisi şerifinde “Hikmet yani doğru olan şey Müminin aramakta olduğu öz malıdır. Onu nerede bulursa almaya herkesten daha fazla müstahaktır”(12) sözleri de Bugün ki anlamıyla ilim ve teknolojinin olduğu her yerde Müslüman ın da olması gerektiği yönünde teşvik edici bir söz ve emir olarak telakki edilmelidir.         Yine Kuranı Kerimde ALLAH ın iradesini temsil  yarattığı insanoğlunu, yeryüzünün halifesi kıldığına dair Bakara suresinin 30 uncu ayetinde  bizlere neden tebliğ ettiğini düşünecek olursak eğer bu ayetteki mana  gayet açık  ve nettir Çünkü İnsanoğlu her şeyden önce sınava tabi tutulduğu bu fani dünyada özgür olan iradesini kullanma,ve kullanmama konusunda serbest bırakılmıştır.Serbest bırakılan bu iradenin de amacı  hiç şüphesiz  ALLAH bilincine kavuşabilmesi için yaşadığı ortamı araştırarak  birçok gizleri ortaya çıkartıp ilim ve Teknik alanda  yapılacak olan yeniliklerle yeryüzüne hüküm sürmesi halinde yeryüzüne halife olma  payesini  kazanacaktır.Bu nedenle özgür iradesini kullanamayan ve yeniliklere karşı tavır alan din adamlarının  nasıl bir gaflet içerisinde olduklarını da bu örnek dahilinde  tahmin edebilirsiniz.. Diğer taraftan din kavramının kurulan kültür ve medeniyetler üzerine olan etkilerine değinecek olursak ; Öncelikle  koyduğu ahlak kuralları gelmiş geçmiş medeniyetlere ait  gelenek ve göreneklerle perçinleşerek günümüze kadar gelmiştir.Yine dinde bazı  kurallarla insanlara men edilen birtakım fiil ve eylemler toplum sağlığı açısından tıpta belirtilen yasaklarla örtüşmesi  aynı zamanda toplum sağlığının korunmasında da önemli  derecede faydalar sağlamıştır.Nitekim günümüzde cinsel olarak  hem cinsiyle evlilik , ters ve çarpık ilişkiler akraba evlilikleri, Vb  konular  Yüce kitabımız Kuranı Kerimde yasak edildiği gibi bugün tıpta da kesin olarak  bu tip  fiillerin  insan sağlığına zararlı olduğu ispatlanmıştır.

Yine buna benzer örneklerle  faydalı olacak fiillerden temizlik,  Vb  bir çok fiilinde tıp ilmi ile örtüştüğünü görmemiz de  mümkündür. Tüm bunların yanı sıra “Kurban kesme,zekat,sadaka verme Vs ibadetler ile toplumsal birlik ve beraberliğin sağlanmayı “ (12) esas kılması da kültür ve medeniyetlerin daima barış ve huzur temelinde  ilerlemesini sağlayacağından insanlığa verilebilecek  en güzel mesajlardır..

Hiç şüphesiz tek Tanrılı dinlerin kitapları  insan sağlığı ile birlik beraberliğe yönelik olarak mesajlar vermekle kalmamış doğayı da korumayı emreden mesajlarıyla Ekolojik dengenin korunmasını da istemiştir.”Tevrat ta ALLAH onlara meyve dar olunuz ve çoğalıp zemini doldurunuz ve ona tasarruf edip, deniz balığına ve hava kuşuna ve zemin üstünde yürüyen hayvanların kaffesi ne hüküm eyleyiniz buyurması “(12)  hayvanların neslinin tükenmesini önleyerek gelecek kuşaklarında faydalanmasını öngörmektedir. Keza  “geçmiş dönemlerde birtakım dini törenlerin belirli zamanlarda yapılması hiç şüphesiz takvimi gerekli kılmıştır”(12) Bu nedenle ortaya çıkan Hicri, Rumi, Miladi takvimler dini kaynaklıdır. Takvimin bu şekilde ortaya çıkmasına bağlı olarak insanlar Astronomi ilmine de daha fazla istekleşmişlerdir.” (12) .Geçmiş çağlardan günümüze kadar süregelen dini ibadethanelerin mimarisi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan motif ve desenler kültürel mirası zenginleştiren öğelerden değil mi dir?    

KAYNAK………………………………………………………………………………………………………………..:

(12) KARŞILAŞTIRMALI DİNLER TARİHİ PROF DR TAPLAMACIOĞLU .M.,GÜNEŞ MATBACILIK T.A.Ş ANKARA 1966 SAYFA (32)

CEVAP VER

*