Dinin tanımı  kapsamı ve tasnifi konusuna geçmeden önce neden bu konunun açıklanmasına gerek duyulduğunu kısaca özetleyecek olursak; İnsan oğlunun kurmuş olduğu medeniyetlerin gelişiminde önemli bir rol üslenen din olgusunun tarihte çoğu kez ortaya çıkan kapsamlı çatışmalara, savaşlara ve yıkımlara ‘da neden olduğu bilinmektedir.

Buna rağmen toplumsal barış, sevgi, huzur ve sağlıklı bir yaşama ortamı için İnsanoğlu nasıl ki  bedenen giyim, kuşam , gıda vb şeylere ihtiyaç duymuşsa yukarıda belirtilen  huzur ortamına  kavuşmak içinde ruhsal yapısından kaynaklanan inancı gereği  Din olgusuna geçmişte olduğu  kadar günümüzde de yönelme  ihtiyacını duymaktadır.Dine karşı olan bu yöneliş belki  bizlere  doğal ,doğal olduğu kadar da güzel  görünebilir.Ancak gerekli önlemler alınmadığında arayış içerisinde olan kitleler dini çıkarlarına alet eden bir takım art niyetli insanlar ile dini  motifli ideolojik gruplar ve terör örgütlerinin ağına düşerek zarar görmeleri muhtemeldir. Oysaki Din ne, suiistimal edilebilecek nede siyasi bir takım oyunlar için adının kullanılacağı bir kavram değildir. Onun yeri İnsanoğlunun manevi dünyasıdır ve her insanın manevi dünyasındaki  yerinin de ayrı. Olduğu unutulmamalıdır.

Bu maksatla din nedir? Kapsamı nedir? Tasnifi nasıl olmalıdır? Şeklinde belirlenen kavramların içeriğinde neler olduğunu bilmek toplumumuzda dine yönelmiş ve arayış içerisinde olan insanlarımıza yol göstermesi açısından önemlidir. Bu doğrultuda ““Din sözcüğü batılı kaynakların esas olarak aldığı Latince de Religio sözcüğü ile ifade edilmektedir. Bu sözcük IV yüzyılda Nicomedia (Bu gün  ki adı İZNİK ) şehrinde beyan ilmi (Rehatorigue) öğretmenliği yapmış Hıristiyan dinine mensup Çiçeron diğer adıyla laktantius olarak ta tanınan düşünürün Tanrısal kurum adını verdiği (Divinarum İnstitutionum lipari sentem IV 28 )  adlı eserinde Religare kökünden türetildiğini yazmaktadır. Religare sözcüğü ise bağlanmak anlamına gelmekte olup, İnsanların din yoluyla Tanrıya ve birbirlerine bağlanmalarını ifade  etmektedir. Çiçeron’un yapmış olduğu bu tanım Aziz Augustinus  tarafından da benimsenmiştir. Diğer taraftan Rudolf Otto ise Tanrısal gücün korkutucu ve Caydırıcı olan Celal ve Cemal sıfatlarına işaret ederek Latince  Mysterium  Teremendum ‘e Fascinosum  sözüyle özetlemiştir. Bu sözün gerçek anlamda manası ise kokutan ve büyüleyen sırdır. Yapılan bu tanımlamalarda dinin Tanrıya karşı saygı, bağlılık ve korkuyu ifade etmesi birbirleriyle alakalı olan iki kısımdan meydana geldiğini gösterir. Bunlardan ilki olan Objektif anlamdaki manası ; Eylemlerin belirli aralıklarla tekrarını gerektiren ve dış olaylarla alakalı olan ayinler,yortular,bayramlar,törenler ,dualar vb fiil ve eylemleri kapsar ikinci kısmı oluşturan Sübjektif  manasında ise iç hayatın gizli bir durumunu anlatır. Genel olarak müspet ilimler ise dinin daha çok Objektif  kısmına ağırlık vermektedir.”  (1)  

“Arapça yazılı kaynakların tetkikinde ise; Din sözcüğünün üç anlamı mevcuttur. Bunlardan ilki Arami-İbranicede kökten gelen anlamı ile ceza ve yargıdır.Yargı gününün Maliki ayetinde de Din bu anlamdadır.İkinci olarak öz Arapça da usul adet ve tutulan yol anlamındadır.”Peygamber kavminin usul ve adetinden idi”sözü de bu anlamı içermektedir. Üçüncü olarak ta Farsça da kökten gelen anlamında Zend-Alesta da ki Daena sözünden alınmış olmasıdır.”(1)

Yine Arapça kaynaklar arasında muteber tutulan ve “Arapça yayımlanmış İbni Mansur’un Lisan ül Arap El Muhit alı ansiklopedik sözlüğünde dinin karşılığı ceza ve mükafat olarak gösterilmiştir.Yine aynı kaynaktaki tanımında ; ALLAH’ tan karşılık almak için davranışlarımıza yön veren kurallar ve bu kurallara dayalı inanç ve her türlü uygulamalara din denildiği belirtilmiştir..”( 2 )

Tüm bu verilerin ışığı altında Dini geniş bir perspektifte tanımlayacak olursak; Din ALLAH’IN elçileri vasıtasıyla, insanoğluna tebliğ ettiği kurallar çerçevesinde sunduğu, şiddet ve cebri  men eden inanç,ibadet ve davranışların sistemleştirildiği bir kurumdur.Yapılan bu genel tanımlamada şiddet ve cebre dayanmayan ibaresinin kullanılmasındaki maksat ise İslam dininde Peygamberimiz (S.A.V)’ “efendimizin de kolaylaştırın   sakın   güçleştirmeyin, müjdeleyin, nefret uyandırıp korkutmayın. uyuşunuz, anlaşınız ayrılmayınız ;halka yumuşak davranın şiddet göstermeyin“ ( 3 )  sözleri sahih hadislerden olup, dinin zoraki bir kimseye kabullendirilemeyeceğini belirtmiştir.Nitekim Geleneksel  Türk İslam anlayışında da bu düşüncenin hakim olduğunu  görmekteyiz. Bu anlayışa yönelik Bir kaç örnek sunacak olursak  Yaratılanı  severiz Yaratandan ötürü (Yunus Emre) ,Gelin  canlar  bir olalım ( H.Bektaşi Veli) , Ne olursan ,ol yine gel ( Hz Mevla’na) , Bir İnsanı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir. ( K.Kerim)  Oysaki dini ideolojik boyutu ile ele alan radikal İslam i anlayışlarda , İslam dini adeta şiddeti teşvik eden bir dinmişçesine ; “İslam kan ,gözyaşı ve cihat dinidir” (Muhtahhari)  söylemleri ile İslam’ın özünde var olan gerçeğe aykırı bir tavır sergilemişlerdir.Takdir edilir ki İslam dini başta olmak üzere Hiçbir  İLAHİ Dinin özünde meşru müdafaa mecbur kalınmadığı sürece ,insanın katli ,insana  haram kılınmıştır. 

 Dinin tanımını ve mahiyetini yukarıda belirttiğimiz şekliyle ortaya koyduktan sonra yapısına  değinecek olursak  ; konunun içeriğinde de  değindiğimiz gibi ilahi dinlerden olan Hıristiyanlığın yapısı  ibadet ve inançları yönüyle objektif ve sübjektif  olarak iki ana başlık altında incelenmişti .Bu yapısal özellikler  tamamen  İslam dininde de mevcut olup, itikat ve amel  olarak iki ayrı kavramla ifade edilmiştir. Bunlardan ilki olan itikat kavramı ;Beş duyu  organımızla somut  bir şekilde hissedemediğimiz varlıkların mevcudiyetine iman etmeyi gerektirir ki bu varlıklar ve olgular :ALLAHA  iman,Meleklerine iman ,Kadere iman ,Ahir et gününe iman ,hayrın ve şer in ALLAH  tan geldiğine iman  şeklinde belirlenmiş olup,bu şartlardan  sadece somut olanı  Peygamberlerine iman  şartıdır. Temelde Soyut anlamları  ifade eden bu kavramlar aynı zamanda insanoğlunun da soyut olarak tanımlanan  ruhiyatıyla yapısal açıdan görülmeyeni ifade etmeleri yönüyle benzeşmektedirler. Cümlenin başından bu yana  beş duyu organı ile hissedemediğimiz  kavramlar için kullandığımız  soyut kavramı , İslam i Literatürde ise batini sözcüğüyle  ifade edilmiştir. Kur anı  Kerimin  Fusület suresinin 53 üncü  ayetinde de belirtildiği  gibi “ İnsanlara ,ufuklara ve kendi nefislerinde  ayetlerimizi göstereceğiz ki  onun Kur anın gerçek olduğu , onlara iyice belli olsun Rab  ın her şeye şahit olması  yetmez mi ? şeklindeki  ilahi emirle “ Biz insana gerek kendisini çevreleyen  dış alemde gerekse bizzat kendi maddi ve ruhi yapısında bulunan ve bizim varlığımızı ve gücümüzün mükemmelliğini ispatlayan deliller göstereceğiz “ ( 3 ) anlamında belirtmesi  insanoğlunun batini yönünü  ifade eden   ruhiyatına işaret etmektedir.

 

İkinci olgu olarak bahsettiğimiz Amel ise; Yapılması kaçınılmayan hususlardır.  Bu hususlar İslam dininde beş madde ile insanlara tebliğ edilmiştir. Bunlar; Namaz ,Oruç , Haç zekat ve Kelimeyi şahadettir.Bedeni faaliyetleri kapsayan bu ibadet şekilleri ise; İnsanoğlunun zahirinde görünen ve mealde belirtilen bedeniyle  gerçekleştireceği eylem ve fiilleri kapsamaktadır. Görülüyor ki ALLAH insanları zahiri olan bir beden ile onu yönlendirecek olan Batini anlamıyla bir ruhtan

 

Yaratmamış mıdır? bu ne mükemmel bir bütündür ki Batında ruh ile ibadetin genel adı olan itikat mutlak kılınan imanı samimi bir şekilde kalplere yerleştirirken, Zahirde beden bu imana itaatini Amelleriyle yani yaptığı ibadetleriyle göstermektedir. Öyleyse Batini ne itaat etmeyen bir insan her ne kadar zahirinde Amellerini gerçekleştirse de  dini inançlarında samimi değildir

 

Dinin tanımı ve kapsamı ve yapısı hakkında özetle sunduğumuz bu bilgilere müteakip tasnifi konusunda’ da İslam i kaynakların muteber tutulduğunu düşünecek olursak; İslam da dinin İki gurupta tasnife tabi tutulduğunu görürüz bunlardan ilki  hak dinler diğeri ise Batıl dinlerdir.

KAYNAK………………………………………………………………………………………………………………..:    

(1)  KARŞILAŞTIRMALI   DİNLER    TARİHİ    PROF    DR. TAPLAMACIOĞLU

MEHMET.  GÜNEŞ   MATBAACILIK  T.A.Ş ANKARA   1966 SAYFA ( 10- 11- 12 )

(2)  ATATÜRK ‘ ÜN   İSLAM   DİNİ   ANLAYIŞI   PROF  DR . ZÜMRÜT . OSMAN

KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI ANKARA 1998  BİRİNCİ BASKI SAYFA (01)

(3)  KUR  AN  I  KERİM  VE  TÜRKÇE  AÇIKLAMALI   MEALİ TÜRK DİYANET

 VAKFI YAYINLARI HAZIRLAYANLAR PROF DR ÖZEK.A, PROF DR .KAHRA-

MAN .H, DOÇ DR TURGUT.A ,DOÇ DR ÇAĞRICI.M,PROF DR DÖNMEZ .İ.KAFİ, DOÇ DR GÜMÜŞ.S ANKARA (1991)

CEVAP VER

*