Din olgusunun tarihte ilk kez ne zaman ve ne şekilde ortaya çıktığı konusunda bugüne kadar her hangi bir bilgiye ulaşılamamakla. birlikte Dünyanın çeşitli coğrafi kesimlerinde yapılan arkeolojik kazılarda, çok eski tarihlerde yaşamış insan topluluklarının dahi bir dini inanca sahip olduklarına dair çeşitli bulgulara rastlanmıştır. Bu bulgulara dayalı olarak “Dinin doğuşu hakkında, bilimsel anlayışla başlıca yedi teori ileriye sürülmüş ancak kesin olarak  bir tarihi açıklamaya bağlanamamıştır. konumuz ile ilgili olarak Prof. W Ramussen  in  dilimize çevirisi yapılan (DÖRT İLA YEDİ YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUĞUN RUHİYATI )  başlığı altındaki eserinde biz dinin ilk tohumları hakkında  katiyen bir şey bilmiyoruz “ ( 04 )  demekle yetinmiştir.

           

Ona keza Nazari ilimlerden olan Sosyoloji diğer adıyla toplum bilimi “İnsanı tamamen dindar bir yaratıktır. Formülüne bağlayarak meseleyi çözmek istemiştir. Sonuçta ise Objektif tarza dayalı bu görüşten iki ayrı sual ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki insan doğuştan insiyaki bir şekilde yaratılışının icabı olarak mı dindar bir mahlûktur? “ sorusudur. Buna bağlı olarak ikinci soru ise; Yoksa bu vasfı herhangi bir insan topluluğundan kazara zuhur etmiş bir kültür başlangıcından bütün insanlığa sirayet etmiş bulunan bir nevi ruhi karışıklıktan mı edinmiş bulunmaktadır? Din konusunda ortaya çıkan bu iki görüşe bağlı tartışmalar bir birleri karşısına dikilmiş iki ana görüşü ifade eder” ( 05 )

           

Sosyolojik olarak bu  iki zıt görüşe  nasıl ve ne şekilde bir açıklık getirildiği konusunda herhangi bir bilgiye sahip değiliz..Ancak insanlık tarihinde dinin ne zaman ve ne şekilde ortaya çıktığı konusunda müspet  olan  cevabı  günümüzde  tek Tanrılı dinlerin kutsal kitaplarında bulmamız mümkündür. Bu kitaplardan öncelikli olarak Yahudilerin kitap ı  Mukaddes olarak nitelendirdikleri Tevrat’ta Dinin Peygamber sıfatıyla ilk olarak  Hz  Adem  zamanından başladığı belirtilmekte ve konu ile ilgili olarak Tevrat’ın Tekvin   (2/7)  inci kısmında ALLAH Hz Adem’i yaratırken yeryüzünden toprak getirmeleri için melekleri görevlendirdiği  bu  hususta İblis’ in ise karşı tutumlarından geniş bir şekilde bahsederek   (2/18-23-3/20 ) inci kısımlarında ise özetle Hz Adem in yaratılışı şu şekilde belirtilmiştir.”Ve RAB, Adam’ ın  (Adem’in)  üzerine derin uyku getirdi.ve o uyudu; ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapladı ve RAB ALLAH Adam’ dan  (Adem’den) aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ;ve onu Adam a (Adem’e). Getirdi ve Adam dedi ; şimdi bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir buna nisa denilecek Çünkü o insandan alındı ……..Ve adam karısının adını hava koydu çünkü bütün yaşayanların anası oldu. “ (6)  Yine kutsal kitabımız olan Kuranı Kerimin Bakara suresinin (30)’uncu ayetinde  “ALLAH’ ın Yeryüzündeki iradesini temsil etmesi için ilk insanı yaratmış ve ilahi hükümranlığını gerçekleştirme görevini de ona vermiştir.”(3) şeklinde bahsedilerek Yine İlk insan olan HZ Âdem’in topraktan yaratıldığını “ve Ona eş olması için Havva anamızın yaratıldığına dair ayetler bulunmaktadır. Ve hatta insan oğlunun  üreyerek çoğalmasının evrelerini Nutfe , Alaka, mudga merhalelerinden oluştuğuna dair Muminun suresinin (12-16) tıncı ayetleri, Al’i İmran suresinin (6)’tıncı ayeti,Tarık suresinin (5-9) uncu ayeti,,İnfitar suresinin (6-8) inci ayetleri,Secde suresinin (7-9) uncu ayetleri n de” (7)   bugün ki modern tıbbın verilerini  asırlar öncesinden bildirmiştir.          

CEVAP VER

*