GLADYONUN KENDİ DİLİNDEN TARİHÇESİ

Birinci Dünya savaşına müteakip; Sömürgeci zihniyetler ve işgal devletlerinin ülkemizi istilası sonrasında Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsundan başlayarak yürüttüğü çalışmalar ve organizasyon sonrasında Halkın Milli iradesi dayalı olarak başlayan Kurtuluş savaşı Türkiye’nin sınırlarını belirlemiştir. Ancak bu kadar stratejik öneme haiz bir bölge kesinlikle boş bırakılamazdı. Zira bu avantajın Türkler tarafından kullanılması demek ikinci kez Türk hâkimiyetinin varlığını mümkün kılabilirdi. Özellikle sömürgeci devletlerin bünyesinde oluşturulan Gladyo tipi Örgütlenmeler Fransa’da başlayan milliyetçilik akımlarını Hedef aldıkları Osmanlı coğrafyasında hızla yayarak Balkanlardan Ortadoğuya kadar. Osmanlı imparatorluğunun tabasındaki sosyal bütünlüğü bozarak yer, yer ayaklanmalarla zayıflatmayı başararak Koskoca bir imparatorluğu Hasta adam konumunda, parçalanmasına neden olmuşlardır.

Başlattıkları Milliyetçilik akımları sadece Hıristiyan âleminde değil Arap âleminde de büyük yankılar uyandırmıştır. Bu arada Türk milletleri arasında da hızla yer bulan bu akımın ilk öncüleri İttihat ve Terakki Partisinin başında olan Enver paşa ve yandaşları idi ve Milliyetçilik akımları üzerine çalışma yaptıkları için kendilerine yenilikçi Türkler anlamına gelen Jön Türkler deniliyordu. Ve Rusların çıkarttığı Pan İslavizme karşı Pantürkizm fikrini savundular. Bu akım o dönemde çok büyük yankılara sebep oldu Zira bu akımın yayılması Sovyet Rusya coğrafyası içerisinde bulunan Türkleri bir araya getirerek Oluşturacakları Turan Coğrafi birlikteliği Rusyanın parçalanarak güçlü bir Türk birliğinin sinyallerini veriyordu. Pantürkizm kesinlikle din kavramını konu olarak almadığından salt milliyetçilik fikri hangi inançtan olursa olsun Tüm Türk coğrafyasını bir araya getirmekti bu nedenle potansiyel bir tehlike olarak görülmeye başlandı.

Hareketin önlenmesine yönelik olarak Henüz Bağımsızlık mücadelesi verilen Anadolu’da yönetim biçimi belli olmamıştı. Bu nedenle harekeketin büyümesini önlemek maksadıyla İlk Gladyo tipi yapılanma için Rusya Harekete geçer.

RUS GLADYOSUNUN ÇALIŞMALARI;

Turan Coğrafyasının birleşerek Pantürkizm’in bölgede hâkim olmasını istemeyen Rusya Öncelikle bu hareketin karşısında durabilecek Gerekirse bu hareketi önleyerek yok etmeye kadar gidebilecek güçlü bir akımının Türklere benimsetilmesi gerekiyordu O akım hiç şüphesiz Komünizm akımı olmalıydı. Bu akımın oluşmasına yönelik olarak Gladyo tipi bir yapılanmanın varlığı söz konusuydu. Ancak Bu akımın yine Türkçülük akımı içerisinde yer alan kadrolardan birinin gerçekleştirmesi daha etkili olacağından iyi bir aktör gerekiyordu. Rusların aktörü belli olmuştu.

Mustafa Suphi, 1883 yılında Giresun’da doğmuştur. Paris’te Siyasi İlimler Okulu’na gitmiş, Türkiye’ye dönüşünde İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilişkiye girmiş, ancak 1911 kongresinin ardından İttihat ve Terakki karşıtı olmuştur. 15 Temmuz 1912’de, İstanbul’da Yusuf Akçura tarafından kurulmuş olan Milli Meşrutiyet Partisi’ne katılmıştır. Bu örgüt, Türkçülük yapan ilk siyasi partiydi. Bu siyasi partide İfham gazetesini çıkardı. Diğer birçok muhalif gibi, 1913’te Sinop’a sürgün edildi. 24 Mayıs 1914’te, Sinop’tan Rusya’ya kaçtı. Amacı, Bakü’de bir “Türklük Partisi” kurmaktı. Ancak, savaş çıkınca Rusya’da tutuklandı. Bolşeviklerle ilişki kurdu. Ve Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ne katıldı. 1917’de Ekim Devrimi’nden sonra Moskova’ya geldi ve Yeni Dünya Gazetesi’ni çıkarmaya başladı. Mustafa Suphi’nin bir İttihat ve Terakki düşmanı oluşu, Sovyet Rusya’nın bu durumdan azami ölçüde faydalanmasını sağlayacaktı. Mustafa Suphi, Osmanlı Türkçesi’nde yayımlanan Yeni Dünya Gazetesi ile Türkiye’deki İttihat ve Terakki Hükümeti’ni hedef aldı ve 1918 yılında, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne karşı bir kampanya başlattı. Başlattığı kampanyanın ana teması belli idi Temanın Özeti : "Türkçülük: Türk gerici burjuva-toprak ağalığı çekim merkezinin kendi maksadı doğrultusunda bütün Türk dilli halkları Türkiye hâkimiyetine sokmayı öngören ırkçı kavram tanımlamasıyla başladı  

KIZIL KUŞAK PROJESİ

Sovyet yönetimi, Rusya’da Mustafa Suphi tarafından kurulmuş olan Türkiye Komünist Partisi’açıkça destekleniyordu. Türkiye ile daha yakın ve etkili ilişkiler kurulabilmesi için parti merkezi Bakü’ ye taşınmıştı. Ve faaliyetleri artırması konusunda gladyo yapısı ekonomik ve mali yönden destekleniyor ve hatta teşvik ediliyordu. Öte yandan, Birinci Dünya Savaşı sonunda Rusya’ya kaçan İttihatçılar (Enver Paşa), aslında komünizme karşı oldukları halde, Sovyetlerle anlaşma yolu aramaktaydılar. İttihatçılar, Anadolu adına hareket ettiklerini söylemekte ve Sovyetlere taviz vererek antlaşma yapma çabasındaydılar. Mustafa Suphi’nin öldürüldüğü dönemde, Birinci İnönü Savaşı da (10–11 Ocak 1921) kazanılmıştı. Varlığını kanıtlayan Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin Sovyet Rusya’dan silah, cephane ve diğer yardımları alabilmesinin önüde açılmıştı. Sovyet yanlısı Mustafa Suphi ve arkadaşlarının öldürülmesi bu yardımı engelleyebilir ve Mustafa Kemal Paşa’yı zor durumda bırakabilirdi. Böylece, Enver Paşa’nın önü açılmış olurdu. Ayrıca, Suphi’nin öldürülmesinden kısa bir süre sonra Yahya Kâhya Trabzon’da karışık işler çevirdiği gerekçesi ile Kazım Karabekir Paşa tarafından Sivas Askeri Mahkemesine gönderilmiştir. Bu durum, Mustafa Kemal Paşa ile Kazım Karabekir Paşa’nın öldürme olayı ile ilgileri olmadığını göstermektedir. Bağımsızlık mücadelesi veren Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK Rusya’ya karşı o dönemde yürüttüğü politika doğru bir yaklaşımdır Zira ülkenin bağımsızlığında kullanılacak olan lojistik desteğin o dönemlerde kesilmesi hiçte doğru olmazdı. Ancak Ulu Önder ATATÜRK Turan ve Pantürkizm faaliyetlerini bu yıllarda açığa çıkartmadı fakat o bu davanın gönüllü vekillerinden biri idi. Kim bilir Anadolu nun bağımsızlığına kavuşabilmesi için Turan ve Pantürkizm politikaları askıya alınabilirdi. Zira böyle bir gereksinim hayati önem taşımakta idi

Bu arada Türkiye sınırları içerisinde Rus gladyosunun aktörü olan Mustafa Suphi kurulan Türkiye Komünist partisi adı altında yürüttüğü çalışmaların taban bulması Sovyet Rusyanın özellikle Türkiye nin batısına yönelik yürüttüğü bu hareket sonrasında KIZIL KUŞAK projesini hayata geçirdi. Dolayısıyla Türkiye Komünist partisi Sovyet Rusyanın oluşturduğu en etkili gladyo yapılanmasının temellerini atmıştır.  Sovyet Rusyanın Türkiye nin batısını seçmekteki nedenleride açıkça ortadaydı. Zira bölgede muhafazakâr bir anlayıştan çok okuryazar oranının fazla olması ve ideolojinin kökleşmesine yönelik uygun zemin teşkil ediyordu.

MUSTAFA SUPHİ VE AİLESİNE YÖNELİK DÜZENLENEN SUİKAST

Mustafa Suphi ve arkadaşları Aralık 1920’de Kars’a gelirler. Ancak, Kazım Karabekir Paşa tarafından, Mustafa Suphi ve arkadaşları Rusya’ya iade edilmek üzere Erzurum’a oradan da Trabzon’a gönderilirler. Mustafa Suphi, eşi ve 14 arkadaşı 28/29 Ocak 1921 gecesi, Trabzon iskelesinde bindirildikleri bir motorla Batum’a gönderilmek üzere yola çıkarlar. Yahya Kâhya’nın adamı olan Faik Reis ve arkadaşları ikinci bir motorla, Sürmene açıklarında Mustafa Suphi’ye yetişir ve eşi Zeynep hariç herkesi öldürüp denize atarlar. Bu katliamı Yahya Kâhya’nın tek başına planlayıp uygulaması mümkün görülmemektedir. Yahya Kâhya, kimin talimatıyla bu cinayeti işlemiştir? Bu cinayette parmağı olanlar kimlerdi. 

Bu sorunun cevabına yönelik tarihin olaylar zincirinde gerçekleşecek olan Yeşil Kuşak projesiyle yakından ilintilidir. Neden Türkiye başlıklı yazımızın ikinci bölümünde yeşil kuşak projesinin doğuşu gelişimi ve Gladyo yapılanmalarını inceleyeceğiz. Bizi takip edin

 

CEVAP VER

*